Alkali Beslenme 1 – Olumsuz düşünceler de ruhsal sağlığımız ve bedenimiz için toksiktir. Tıpkı zararlı gıdalar gibi..

Alkali Beslenme 1 –  Olumsuz düşünceler de ruhsal sağlığımız ve bedenimiz için toksiktir. Tıpkı zararlı gıdalar gibi..

Yediğimiz her şey, bedenimizdeki hücreleri etkiler. Bizler yediğimiz gıdalardan oluşmaktayız. Yediklerimiz, içtiklerimiz ve soluduğumuz hava yapı taşlarımızı oluşturmaktadır. Vücudumuzu gözlemlemeli, onu dinlemeliyiz. Yanlış beslenme, insanların yaşamlarında fiziksel, düşünsel ve ruhsal alanda birçok olumsuzlukların yaşanmasına neden olmakta, hastalıklar ve sorunlar yaşatmaktadır.

 “pH”  Herhangi bir sıvı ortam içerisindeki hidrojen iyon yoğunluğunu ifade eder. 1 ile 14 arasında değişen değerlerle ifade edilir; pH değeri 7’nin altında ise ortam asidik, 7’nin üzerinde ise baziktir.

İnsan vücudu normal durumlarda, sindirim ve boşaltım sistemleri dışındaki tüm organlarında alkali düzeydedir. İnsan kanındaki değerler asidik beslenmeyle, bir hastalıkla mücadele ettiği ya da stres altında bulunduğu durumlarda asidik özellikler gösterir.

Vücudumuzda dakikada 10 milyon hücre ölmekte ve bir o kadarı da yenilenmektedir. Ortalama iki yılda beyin ve sinir hücrelerimiz hariç olmak üzere bütün vücudumuz yenilenmektedir. Kötü beslenme vücudun yenilenme sistemini aksatmakta, hastalıklara açık hale getirmektedir.

Alkali Beslenme

Sağlıklı vücudun pH dengesi 7,36 ila 7,44 arasındaki alkali seviyedir. Asit oluşumuna neden olan gıdalarla beslenildiğinde bu denge bozulur ve vücut tekrar denge sağlayabilmek için hayati önem taşıyan bazı mineralleri (potasyum, magnezyum, kalsiyum, sodyum) harcar. Bu dengesizlik asidoza (asidik pH seviyesi) yol açar.  Asidoz ölümle dahi sonuçlanabilecek pek çok hastalığa neden olur. Hazır gıdalar ve fastfood beslenme şekli asidoza neden olacak kadar fazla asit içerir. Bunlar pH dengesini bozar ve kronik hastalıklara neden olur.

Alkali beslenme biçiminin yüzde sekseni alkali besin tüketimine, yüzde yirmisi pH dengesini kuracak kadar asitli besin yemeye dayanır. Meyvelerin çoğu alkali besinlerdir.Kalsiyum, magnezyum ve potasyum bol miktarda yeşil sebzelerde bulunur. Bol bol organik sebze ve meyve yiyin.

Alkali diyetin en önemli faktörü düzenli olarak yüksek pH değerli alkali su tüketimidir. Günde kilogram başına en az 40 ml su içilmelidir. Ara öğünlerde en iyi içecek sudur, hazır meyve suyu ve asitli içecekler tüketmeyin. Doğal sular (maden suları) yüksek pH değerine sahiptir.

* Kırmızı et yerine beyaz et ya da balık tercih edin.
* Et ve diğer hayvansal gıdalarla birlikte alkali olan sebzeyi bol tüketin.
* Zeytinyağı kullanın.
* Aşırı hayvansal gıdadan uzak durun.
* Et, süt, peynir ve şarküteri ürünlerindeki yağ, tuz ve pişirme yöntemleri ile daha zararlı hale gelebilmektedir.

İşlenmiş, hazır gıdalardan kaçının. Fast food yemeyin.

Ya­pay malzemeler, tatlandırıcılar, koruyucular, ekstra hidrojen ve asidik iyonlar eklenmiş, katkı maddeleri çok olan hazır gıdalardan uzak durun. Kola, enerji içecekleri, gazlı diğer içecekler sağlıksızdır, tama­men vazgeçin.
Rafine şeker, beyaz un ve doymuş yağ­lı ürünlerden sakının.

Beyaz unla yapılan ekmekler, bö­rekler, kekler, tatlılardan vazgeçin.Pozitif olun. Olumlu düşünceler vücudu alkali, olumsuz düşünceler asidik yapar.

Açık ve temiz havada yürüyüş yapın. Kendinizle ve çevreyle barışık olun. Stresten uzak durun.Vücudumuzdaki bütün canlı hücreler atık üretir. Tüm besinler hücrelere vücudumuzdaki sıvılar yardımıyla taşınır ve oksijen ile işlenerek enerji haline dönüşür.

Bir besinin asidik veya alkali olduğu tüketiminden sonra vücuda yaptığı etki ile belirlenebilir. Yiyecekler içindeki alkali mineraller, sindirim sonrasında alkali atığa, asidik mineraller asidik atığa dönüşür.

Yediklerimizin oluşturduğu atıkları idrar, ter ve gaita yoluyla vücudumuzdan atarız. Atıklar temel olarak asidik olduğu için idrarımız düşük pH dengesine sahip olur. Eğer detoks organlarının fonksiyonları bozulursa, yaşam ve beslenme tarzı, besin türleri, çevresel koşulların meydana getirdiği toksik atıkların hepsini vücudumuzdan atamayız!Vücuttan atılamayan asidik atıklar, kana karışarak dolaşım sistemine dahil olur. Kanın, damarlardan gerektiği hız ve yoğunlukta akmaması sonucunda, vücudumuzdaki hücreler ihtiyaç duyduğu yeterli oksijen ve gıdadan yoksun kalır. Fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremeyen hücrelere dönüşürler.

Asidik gıdaların sık tüketimi vücudun pH dengesini bozar, toksinler artar. Bağışıklık sisteminin ve hücrelerin ihtiyaç duyduğu oksijen seviyesini azaltır. Minerallerin emilimi yavaşladığından enerji üretimi ve hasarlı hücrelerin yenilenme işlemi azalır. Yenilenemeyen hücrelerin kötü huylu kanser hücrelerine dönüşme ihtimali yükselir.

En alkali sebzelerin kırmızı pancar ve siyah turp olduğunu da burada hatırlatmakta yarar var.Kronik yorgunluk hissi, fazla mukus üretimi, burun tıkanıklığı, sinüs problemleri, enfeksiyonlara yatkınlık, bağışıklık sistemi zayıflığı, heyecanlı, sinirli, irrite ruh hali, baş ağrısı, eklem ağrıları, kas ağrıları, osteoporoz, kalp damar problemleri, alzheimer, parkinson, erken bunama, safra kesesi ve böbrek enfeksiyonları, sindirim sistemi problemleri, obezite, vücuttaki asidite göstergeleridir.Bu asidik beslenme tarzı yaşlanma sürecini hızlandırır.

Alkali besinler ve su, asidik atıkların atılmasını kolaylaştırır ve vücudumuzun sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.

Vücudumuz mükemmel bir mekanizmadır ve asidin yaşamsal organlarımıza hasar vermesini engellemek üzere savunma mekanizmalarını devreye sokar. Asidik ortamda hücre mutasyona uğrayabilir, kanser gelişim riski artar. Asidik beslenme düzeninde idrarda kalsiyum kaybının arttığı bildirilmektedir.

Savunmaya geçen vücut aşırı asidik ortamdan korumak için bizi yağlandırır. Yağ hücreleri ve selüloit birikimler paketledikleri asidi yaşamsal organlardan uzakta tutmaya çalışmaktadırlar.

Bozulan alkali-asit dengesi vücudun besin ve mineral alma kapasitesini düşürür, hücrelerdeki enerji üretimini olumsuz etkiler, hasarlı hücrelerin onarılma yeteneğini düşürür, vücudun detoks yeteneğini azaltır, bitkin ve hastalıklara açık hale getirir.

Duygu ve düşüncelerimiz de vücudumuzun asit ve alkali seviyesinden etkilenmektedir.

Öte yandan öfke, nefret, kıskançlık, stres, korku-endişe, şüphe-kaygı, sinirlilik halleri, uykusuzluk, aşırı yorgunluk, huzursuzluk, hareketsizlik, umutsuzluk-yalnızlık duygusu ve her türlü olumsuz düşüncenin asidik ortama katkısı büyüktür.

Bu tarz duygular ruhsal sağlığımız ve bedenimiz için toksiktir. Tıpkı zararlı gıdalar gibi.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Hemen Ara

1
Merhaba! Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Powered by