Biorezonans ile romatizma tedavisi

Biorezonans terapilerinin kronik bir hastalık olan romatizmanın tedavisinde  hastayı rahatlatmak, yaşam konforunu artırmak ve iyileşmeyi hızlandırmak anlamında büyük yararları vardır.Biorezonans’ın romatizmal hastalıklarda tamamlayıcı, destekleyici olarak kullanılması ile sorunun ilerlemesinin önüne geçilebilmektedir. 

Bunun için; virüs, bakteri, parazit, mantar gibi patojenlerin, kimyasalların ve manyetik alan kirliliklerinin, allerjenlerin tespit edilip temizlenmesiyle, bu tip sorunlarla uğraşan beden, enerjisini sadece romatizmal rahatsızlıklara verebiliyor. Böylelikle bağışıklık sistemi güçleniyor.

Biorezonans terapilerinde romatizmadan etkilenmiş 
bölgeler biorezonans frekanslarıyla uyarılır. Kişinin yaşam enerji meridyenleri dengelenerek kendisini yeniden güçlü, neşeli, keyifli hissetmesi sağlanır.
Eski Yunan kökenli olan romatizma kelimesi, eklemlerde kötü özellikli iltihaplı sıvı birikmesi anlamına gelmektedir.Hemen hemen her yaşta görülebilen ve vücudun savunma mekanizmasında çeşitli bozukluklara yol açabilen romatizmanın birçok tipinde hastalığın nedeni belli değildir.
Çoğu romatizmal hastalıkta genetik yapının önemli olduğunu söyleyebiliriz. Bazı genler romatizmaya yatkınlık yaratabilmektedir. Genetik yatkınlığı olan kişilerde çevresel koşullar, çeşitli enfeksiyon etkenleri ve bilemediğimiz bazı durumlar romatizmal hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır.
Eklemlerin aşırı ve yanlış kullanılması, özellikle eklemlerin tekrarlayan stres altında kullanılması bursit (eklem çevresi yumuşak doku iltihabı), tendinit (kiriş iltihabı), karpal tünel sendromu (sinir sıkışması) gibi romatizmal hastalıklara neden olabilir.
Romatolojik hastalıkların ortaya çıkmasına neden olan etkenler ve risk faktörleri hakkında çalışmalar sürmektedir. Örneğin osteoartrit’te (halk arasında kireçlenme olarak bilinir) kalıtımsal kıkırdak zayıflığı ya da eklem üzerinde aşırı, tekrarlayıcı travmaların rol oynadığı belirlenmiştir. Sistemik Lupus Eritematozus (SLE, Lupus), romatoid artrit (RA) ve skleroderma’da kalıtımsal faktörlerin belirleyici rol oynadığı ve çevresel faktörlerin de bunların ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı tespit edilmiştir.
Lupus, romatoid artrit, skleroderma ve yumuşak doku romatizması (fibromiyalji) kadınlarda daha sık görülmektedir.
Kas güçsüzlüğü ve ağrısı, sırt ve bel ağrısı, ciltte döküntüler, tırnak değişiklikleri, deri sertliği, gözyaşı azalması, ağız kuruluğu, gözlerde kızarıklık, görmede ani azalma ve kayıp, uzun süreli yüksek ateş, parmaklarda renk solması, nefes darlığı, kuru öksürük, kanlı balgam, sindirim sistemi şikayetleri, böbrek fonksiyonlarında azalma, felç, bilinç değişiklikleri, kalp ve damarlarda pıhtı oluşumu, nabız kaybı gibi çok çeşitli belirtileri bulunan ve organ tutulmalarına neden olan romatizmal hastalıkların tedavisi, günümüz koşullarında artık mümkündür. Sürekli doktor kontrolü gerektirir.

Eklem ve omurga romatizması yaşan kişilerde eklemlerde ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı, sabahları eklemlerde sertlik olması, daha sonra yavaş yavaş gevşemesi, el parmaklarında soğukta beyazlaşma, sararıp solma, cilt altında bezeler, cildin güneşe aşırı duyarlılığı ve güneş yaraları,  ellerde veya vücudun herhangi bir yerinde deride sertlik, güçsüzlük, merdiven inip çıkamama, oturup kalkamama,  özellikle sabahları daha belirgin bel ağrısı ve tutukluk hali, kas ağrıları, gözlerde iltihaplanma sıklıkla görülen şikayetlerdir.

Bozulmuş kıkırdak yapısı, kemiklerin birbirine uyumsuzluğu,  kemik hareketinde bozukluk, diğer romatizma tipleri ve şişmanlık, eklem hasarı ve yaralanmalarına neden olur.
  
İltihaplı romatizma, mikropların neden olduğu, bağışıklık sisteminin bozulması ve ürik asit gibi maddelerin yaptığı hasar sonucu oluşur. Genellikle çok sancılıdır. Hemen hemen tüm organlarda kendisini gösterebilir. Sadece yaşlılara özgü bir hastalık değildir. Bebeklerde bile görülebilir.
Ellerde ve ayaklarda şişme, his kaybı, iştah kaybı, şişkinlik, deri altında oluşan şişlikler, uykuda düzensizlik iltihaplı romatizmanın belirtileri arasında sayılabilir.
İltihaplı olmayan romatizma ise, eklemlerde aşınma ve incelme ile görülüp kemik çıkıntısına neden olabilir. Genellikle kaza, düşme sonucu ortaya çıkar.
Yumuşak doku romatizması, eklem romatizmaları, iç organ romatizmaları ve bunların bir arada olduğu romatizma tipleri mevcuttur.
Romatizma ağrısı hastaların en çok yakındıkları konuların başında gelir. Çoğu romatolojik hastalıkta ağrıya ek olarak eklemlerde şişlik, hareketlerde kısıtlılık ve özellikle güne başlarken eklemlerde sertlik hali söz konusudur.
Ağrıların romatizmal hastalığın göstergesi olup olmadığı hekim tarafından ayırt edilmelidir. Soğuk havalarda ve nem oranının yüksek olduğu hallerde, eklem içinde bulunan az miktardaki kayganlaştırıcı sıvının akışkanlığı ve dağılımı değişir. Bu nedenle ağrı ve sızı olması doğaldır. Bu durum sağlıklı bireylerde de görülür, kişisel duyarlılıklar önemlidir. Ancak soğuk hava romatizmaya neden olmaz ve tek başına romatizmayı düşündürmez.
Özellikle omurga romatizmaları genç erkekleri etkilerken, eklem romatizmaları doğurganlık çağındaki kadınlarda daha sık görülür. Genç erkeklerde ortaya çıkan bel ve kalça ağrıları mekanik sebeplere ve bel fıtığına yorulur, romatizma genellikle düşünülmez. Bu da çok erken yaşlarda omurga hareketlerinin kısıtlanmasına ve kişinin sakat kalmasına neden olmaktadır.
Çocukluk yaş grubuna özgü romatizma tipleri de bulunmaktadır. Eğer erken teşhis edilip tedavi edilmezse, kalıcı sakatlıklara ve gelişme geriliğine neden olabilmektedir.

            

Bir Cevap Yazın